Bakım ve güzellik pazarı, istek ve ihtiyaçlarına cevap verilmesi gereken kadınlar ve artık erkekler müşterilerle beraber, oldukça da rekabetin sert olduğu bir pazarı oluşturuyor. Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinde de üst seviyelerle ilişkilendirildiği için de dikkatli ve odaklı hareket edilmesi gereken bir yapısı var.

COVID-19 küresel salgını ise daha da karmaşıklaştırdı bu durumu. Lauder’in 2000 krizi ile beraber “kriz zamanlarında kadınların daha çok ruj satın almaları olarak tanımladığı “ruj endeksi” COVID-19 salgınında geçerliliğini kaybetti. Hem de çok basit bir sebepten dolayı, artık maske takmak durumundayız ve bütün dikkatimizi gözlerimize verdik. Araştırmalar, göz makyajına olan ilginin ciddi bir artış içinde olduğunu gösterdi. Günün trendlerini takip eden dergilerin yeni sayıları “etkili göz makyajı” tekniklerini tartışmaya başladı. Plastik cerrahi pazarına döndüğümüzde ise benzer bir durum gözleniyor. Daha çok gözlerimizi gerdirmeye başladık ve botoks yaptırıyoruz. Yakında, renkli lensler de retro bir akımın parçası olarak yeniden popüler hale gelmeye başlayacak büyük ihtimalle, hele de son zamanlarda gözlük kullananların COVID-19 bulaşma riskinin daha düşük olduğuna dair bulguların, gözlük ve lens pazarını canlandıracağını öngörmek çok da zor değil.

Bir de cilt maskelerine olan ilgimiz arttı, daha doğrusu maske sivilcesi (maskne) gibi bir sorunumuz oluştu. Maske yüzünden havasız kalan cildimizin verdiği tepkiler, güneşe karşı koruyucu krem pazarının, maske yüzünden havasız kalan cildi sağlıklı tutabilmek için geliştirilen krem pazarına doğru evrilmesine sebep oldu. Suratımız güneşe maruz kalmadığı için zarar görmeyen cildimiz, maske yüzünden ergenlik çağlarımıza doğru zorunlu bir geri dönüşle karşı karşıya bıraktı bizi. Tabi ki bu talep sadece krem pazarını değil, hava geçiren ya da sivilce oluşumunu engelleyen maskeler gibi birçok farklı pazarı da tetikledi.

Bir de Zoom ya da Skype toplantılarında nasıl daha sağlıklı, güzel, dingin görüneceğimize dair problemlerimiz var ama o başka bir yazının konusu olacak kadar ayrıntılı bir sorunsal.

“Kendi kendine bakım becerisi”, evde ekmek yapmak gibi bir trend haline geldi bu arada. Saç tıraşı makineleri, evde saç boyama malzemeleri, tırnak bakım setleri ve yüz maskeleri satın aldık bol bol, arkadaşlarımızla paylaştık, becerimizi geliştirip “aferin kızıma ya da oğluma, annen de mi kuafördü” diyerek kendi sırtımızı sıvazladık. Sıra üreticilerde ve satıcılarda, artık işleri daha zor. Yeni maske tariflerimiz oldu, manikürü öğrendik, oje sürüyoruz, saç kesmeyi de izleyerek keşfettik, öyle kakülü de eğri kesmiyoruz, fönü gözümüz kapalı çeker olduk, berberlerdeki masaja bile hâkimiz, az zorlasak botoksu da yapacağız internetten satın alıp. Kendi kendimize yetebildiğimiz şu günlerde, bize ne sunacaksınız? Ama hem doğal olmalı, hem de tasarruflu, bir de benim yaptığımdan daha iyi olmalı diyor tüketici. Artık sektördeki diğer işletmeler değil var olan rakipler, bir de müşterinin kendisi rakip artık ve en güçlü rakip de o gibi görünüyor.