Haber: M. UMUT KARAKÜLAH / ANKARA

BAŞKENT Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. F. Bahar IŞIN ile ağırlama sektörünün deneyimli yöneticilerinden Turalp Sivri Ankara’nın destinasyon pazarlamasına ilişkin sektörün nabzını tutan bir araştırma gerçekleştirdiler. Ankara’da ağırlama sektöründe yer alan 25 üst düzey yönetici Ankara’nın destinasyon pazarlamasına ilişkin algılarını, beklentilerini, önerilerini anlatarak, ortak akıl ortaya koydular.

Ankara’nın, marka başkentler arasında hak ettiği yeri edinebilmesi için gastronomi turizmine odaklanılması gerektiğine dikkat çeken yöneticiler; gastronomi turizminin yıl boyunca gerçekleştirilebilmesinin, diğer turizm çeşitleri ile birlikte ele alınabilmesinin, harcama miktarlarını ve kalış sürelerini artırmasının, yöreye özgü özellikleri ile önemli bir rekabet avantajı yaratacağına vurgu yapmışlardır. Ankara ve çevresinin bu bağlamda, geniş bir mutfak kültürüne sahip olduğunu ifade etmişlerdir. Özellikle, yüksek gelir seviyesine sahip, kosmopolit turist segmenti için gastronomi turizminin önemine dikkat çekmişlerdir. Ankara Garı, Kalesi, Balık ile Ulus Hali, Gençlik parkı ile çeşitli semtlerde atıl kullanılmayan eski binalar ve fabrikaların değerlendirilmesi ve Tunalı, Bahçelievler gibi çekim merkezi olan semtlerdeki sokakların trafiğe kapatılarak düzenlenmesine yönelik faaliyetlerden bahsetmişlerdir. Kalecik, Beypazarı, Gölbaşı, Kızılcahamam, Ayaş, Haymana, Polatlı gibi Ankara’nın çevresindeki ilçelerin rekabet avantajı yaratacak projelerine ilişkin örnekler de vermişlerdir. Ankara’nın; bir yandan üniversite kenti olması, diğer yandan devlet kurumlarının yer alması ile sağlık, eğitim, kültür ve sanat hizmetlerinin gelişmiş olması sebebiyle kongre ve fuar turizmi merkezi olarak konumlandırılabileceğine de değinilmiştir. Aynı şekilde, üniversite kenti olması, biyolojik çeşitliliği, fiziki/coğrafya zenginliği, nerdeyse tüm spor federasyonların merkezlerini barındırması, merkezi konumu, ulaşım imkanları, hafta sonu iki gün tatil imkanına sahip kamu çalışanı nüfusu ile büyükelçilikleri barındırması gibi özellikleri sayesinde, rekreasyon ve alternatif turizm boyutunda da tartışmasız büyük fırsatlar mevcuttur. Doğa yürüyüşünden, kuş gözlemciliğine; hava sporlarından, kayağa kadar geniş bir yelpazede stratejiler geliştirilebileceği ifade edilmiştir. Sağlık turizmi çatısı altında; termal turizm, SPA, yaşlı ve engelli turizmi ile medikal turizm sınıflandırmasında da Ankara; hem sağlık alt yapısı ile beşeri sermayesinin üstün gücü; hem de termal kaynakların zenginliği ve yüksek hizmet kalitesine sahip termal tesisleri açısından önemli bir rekabetçi avantaja sahip olarak görülmektedir. Diğer vurgulanan farklılaştırıcı özellikleri ise kentsel, doğal, arkeolojik ve tarihi sit alanları, hanları, kültürel, dini, askerî, ticari şehitlik, mezarlık, anıt ve abideleri ile kültür turizmi boyutunda önemli ayırt ediciliğe sahip olmasıdır. Anıtkabir’in ve TBMM’nin varlığına da özellikler değinilmiştir.

Ankara’nın marka kişiliğini betimleyen yöneticiler, Ankara’yı güvenilir, misafirperver, fedakar, ciddi, vefalı, olgun, disiplinli, planlı olarak tanımlamışlardır. Diğer yandan; yorgun, resmi, soğuk, içe kapanık, durgun, kasvetli ve kuralcı diyerek eleştirmişlerdir. Rengini gri olarak görürken, bürokratik yönüne dikkat çekerek memur kimliğini vurgulayarak; Ankara için, bürokratik bir ciddiyetle ve profesyonelce görevini yapan bir kişi tasvirini yapmışlar ve “kendini anlatamayan ayrıca kendisinin ne kadar önemli, değerli olduğu anlaşılmayan birisi” olarak tanımlamışlardır.

Yöneticiler, Ankara’nın marka imajının; tarihi destinasyon merkezi, güvenli şehir ve önemli bir eğitim merkezi olarak konumlandığına dikkat çekmişlerdir. En önemli sorunlar ise, olumsuz turistik imaj, “bürokrasi şehri” algısının mevcudiyeti ile; yetersiz tanıtım, eğlence sektörünün yokluğu ve özellikle turizme inanç eksikliğinin mevcudiyeti olarak ifade edilmiştir. Dünyanın nerdeyse en az turist çeken başkenti olduğuna dikkat çekerek, turizmi ıskalayan başkent ifadesini kullanmışlardır. Bu durumun değişmesi için ilişkin en zaruri adımın; kamu ve özel sektörün, üniversitelerin, STK’ların, belediyelerin ve politik partilerin sürekli iletişim halinde olarak, birlikte hareket etmeleri ve birbirlerini rakip olarak görmek yerine, “Ankara için ne yapabiliriz” demeleri olduğunu ifade etmişlerdir. Ankara’ya direkt uçuş sayısının artmasının sağlanması ve toplu taşıma entegrasyonuna dikkat çekmişlerdir. Bu bağlamda, Ankara’nın tüm paydaşlarının inanarak ve umutla birlikte çalışması Ankara’nın gri, puslu çehresini değiştirerek, Başkentimize; yeni bir kişilik, marka imajı ve çehre kazandırarak, dünya başkentleri arasında hak ettiği yere ulaşmasını sağlayacaktır. Hep beraber Ankara’nın yaşam koçu olalım, birlikte ve inançla…